Ancak AKP’yi gerçekte rahatsız eden konunun Jeffrey’nin “iç politikamız hakkındaki yorumları” değil, “Ergenekon” ve “darbe planlarına” açıkça destek vermeyip, “şüpheyle yaklaştıkları” imasında bulunması oldu.
Bu tavır değişikliğinin altında da İran operasyonu, Türkiye’ye füze sistemi kurulması, radar gemilerinin Karadeniz’e konuşlanması gibi pazarlıkların yattığı ve ABD’nin “Ergenekon sopasını” şimdi de AKP’ye karşı kullandığı öne sürülüyor.
1 yıldır Ankara’da görev yapan Jeffrey, bu süreçte Türkiye’nin iç ve dış politika konularına ilişkin çeşitli TV ve gazetelere defalarca açıklama yaptı. Bu açıklamalarında, “Kürt sorununun halli için bazı grupların siyasi hayata katılmasının sağlanması” önerisinde bulundu, PKK terörü ve bölücülük için “ayaklanma” ifadesini kullandı, “Olayın sadece askeri ve silahlı tedbirlerle çözülmediğini gördük. Kültürel, dil, siyasi ve iktisadi reformlara da ihtiyaç var” dedi. Ayrıca, Nevruz kutlamalarına katıldığı gibi, Türkiye’deki ilk bölge gezisini Diyarbakır’a yaptı.
Bunların hiçbirisine ses çıkarmayan Dışişleri Bakanlığı, nedense geçen hafta Sabah Gazetesi’nde iki gün üst üste yayınlanan demecinin ardından Jeffrey’e, “Diplomatik teamüller uyarınca Büyükelçilerin görev yaptıkları ülkelerin iç politikası hakkında yorumlarda bulunmamaları beklenir. Bu itibarla, Sayın Jeffrey’nin de bu konuya daha büyük bir hassasiyetle yaklaşmış olması ve Türk iç siyasi yaşamı hakkında beyanlarda bulunmaktan kaçınması gerekirdi” uyarısında bulundu.
Gerçekte ise Jeffrey’nin, “Bizde generaller görüşlerini söylerler ve dış politikanın şekillenmesinde rol oynarlar… Ergenekon ya da diğerleriyle ilgili yorum yapmamı istiyorsanız yapamam. Çünkü neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmiyoruz” şeklindeki ifadeleriyle, “Balyoz, Ayışığı, Sarıkız gibi darbe iddialarına” ilişkin bir soruyu, “Olan biteni anlamıyoruz. Anlamamız için medyayı izlememiz ve yargının varacağı sonucu beklememiz gerekiyor. Kim ne yaptı, ne yasaldı, ne yasal değildi? Ne doğruydu? Ne yalandı? Bütün bunların başlangıcındayız” şeklinde cevaplamasının AKP’yi rahatsız ettiği belirtildi. Jeffrey’nin, “Türkiye’de askeri darbe olabilir mi?” sorusunu oldukça muğlâk cevaplandırması da dikkat çekti.
Oysa aynı Jeffrey’nin 26 Kasım’da Milliyet’ten Semih İdiz’e yaptığı açıklamalar, “Ergenekon davasında iddialar da, sorular da ciddi” başlığıyla verilmişti. ABD Büyükelçisi, Milliyet’e şunları söylemişti:
“Burada bazı bireylerle grupların silah biriktirme komplosuna girdikleri ve bu silahları demokratik süreci etkilemek, hatta sonlandırmak için kullanmak istedikleri iddiası var. Bunlar ciddi soruşturmayı hak eden ithamlardır.
Ama soruşturma fazla mı ileri gidiyor, bir iki telefon konuşması dışında hiç bir şey yapmamış olanların peşinden mi gidiliyor, bu sorular da meşrudur.
Bu tür meseleler doğaları gereğince zorludur. Bizim için, temel husus, her şeyin hukuk sistemi ve hukukun üstünlüğü çerçevesinde cereyan etmesidir. Şu ana kadar bunun öyle olmadığını gösteren ikna edici delil göremedik.”
Jeffrey, “Siz Watergate skandalı ile bir telekulak sorunu yaşadınız, Türkiye’de bu konuda şimdi yaşananlara ne diyorsunuz?” şeklindeki bir soru üzerine de, “İki durum arasında hiçbir benzerlik yok. Watergate’de yapılanlar tümüyle yasadışıydı. Buradaki soru, ki bunu Türklerin yanıtlaması gerekiyor, yapılanların yasal çerçevede yapılıp yapılmadığı sorusudur. Görebildiğimiz kadarıyla olanlar bu çerçevede cereyan ediyor” demişti.
İşte ABD’deki bu gözle görülür tavır değişikliği, “Ergenekon sopasını şimdi de AKP’ye karşı kullanıyorlar” iddiasını gündeme getirdi. Jeffrey’nin açıklamalarının, ABD Savunma Bakanı Robert Gates’in Türkiye ziyaretine rastlaması da önemliydi. Zira Gates, iktidar ve TSK ile görüşmelerinde ağırlıklı olarak İran operasyonu, Türkiye’ye füze sistemi kurulması ve radar gemilerinin Karadeniz’e konuşlanması pazarlığı yaptı.
Öte yandan AKP’nin programını hazırladığı öne sürülen, CIA’nın düşünce kuruluşu Rand Corporation’ın Şubat ayı başında yayınladığı “Sorunlu Bir Ortaklık: Küresel Jeopolitik Değişim Döneminde ABD –Türkiye” konulu raporda da aynı konuların üzerinde durulduğu görüldü.
Raporda, Obama’nın Türkiye ziyaretinde, ABD’nin Orta Doğu’ya yönelik aktif politikasında İncirlik başta olmak üzere Türkiye’nin üslerini kullanması konusunun ele alındığı, ayrıca ABD-Türkiye savunma işbirliği ve İran’ın nükleer silahlarına karşılık balistik füze savunma sistemi kurulmasının çok önemli olduğu vurgulandı. Söz konusu raporda, “İran konusu, Türkiye’nin Batı ittifakı ile işbirliğinde litmus testi olacaktır” denildi.
|